Komşum Totoro’dan Değerler Eğitimi (Sevgi Yılmaz)

 Japon manga ve anime sanatçısı Hayao Miyazaki’nin 1988 yapımı animasyon filmidir Komşum Totoro. Hala sevilen ve yetişkinler tarafından da izlenen bu animasyon film bir klasik olarak kabul edilir. 

  Film, iki kız kardeşin babalarıyla birlikte annelerinin tedavi gördüğü hastaneye yakın bir eve taşınmasıyla başlar. Sonrasında çocukların evde büyülü varlıklar görmesi ve evin yakınındaki ağaçlarda yaşayan ormanın ruhuyla dost olmalarıyla devam eder. 

  Yardımlaşma, temizlik, saygı, nezaket, sorumluluk gibi değerlerin naif bir biçimde işlendiğini görebiliriz filmde. Özellikle Totoro adını verdikleri bu varlık ile doğa sevgisinin işlendiğini de. Satsuki’nin kardeşi ile birlikte Totoro’dan aldıkları meşe palamutlarını dikmeleri ve rüyalarında kocaman bir ağaca dönüştüğünü görmeleri çok etkileyici ve duygu dolu bir sahneydi bu yüzden.

Kırsal alanların azaldığı, insanların çoğunlukla apartmanlarda yaşadığı günümüzde, özellikle çocukların doğadan koptuğunu söyleyebiliriz. Filmde iki kardeşin, yeni evlerine ilk geldiklerinde sevinçle bahçede dans etmeleri, çocukların özgür olabilecekleri oyun alanlarının ihtiyacını anlatıyor. Bahçenin her yerini koşarak dolaşmaları keşif duygusunun çocuklardaki önemini vurguluyor adeta. Şehrin gürültüsü altında büyüdükten sonra doğada yalnız kalan çocuklar doğayı anlamakta zorlanıyorlar. Doğadaki güzellikleri göremedikleri gibi korkuyorlar da. Ama yine de biz yetişkinlere göre doğaya karşı her zaman daha iyi kalpliler ve keşfetmeye açıklar. Onlara doğayı sevdirmenin en kolay yolu da oyun alanları bırakıp keşfetmelerini sağlamak olacaktır. 

Doğa Sevgisi Kazandırmak için Neler Yapılabilir?

  Totoro’nun yaptığı gibi birlikte tohum ekebiliriz. Bu bir ağaç da olabilir, çiçek tohumu da. O tohumun topraktan çıkmasını beklemek, günümüz dünyasındaki hıza alışan çocuklar için bir sabır ödevi oluyor adeta. Aynı zamanda büyümesini beklerken de zorlandıklarını görebiliriz. Ektiğimiz tohumların hepsi de çıkmayacaktır. Bunun hayatta da olabileceğini, uğraştığımız her şeyde güzel bir sonuç alamayabileceğimizi anlatabiliriz. Maalesef ki günümüzde her şey için şöyle deniyor: ‘Sen yeter ki iste!’. Çocuklar bu cümleyi bir nebze yanlış anlıyorlar. Çünkü her zaman her işte bizi aşan başka bir ‘Güç’ var. Bunu ya öğrenemiyorlar ya da unutuyorlar. Bu sebeple toprakla uğraşmak çocuklar için bir sabır eğitimidir diyebiliriz. 

  Birlikte tohumlar biriktirebilir ve onları inceleyebiliriz. Her biri üzerinden fikirler üretebilir, beyin fırtınası yapabiliriz. Çünkü tohum, tıpkı hafıza kartı gibidir. Bir ağacın ya da bir çiçeğin bütün özelliklerini bilir. Büyür, çiçek açar, meyve verir ve tekrar tohum olur. Bu hem insanın hayatına da benzer. Ya da Hz. Mevlana’nın buğday kıssasını anabiliriz mesela. 

‘’Hani toprağa atılan başak, kendini parçalar topraktan çıkmak için. 

Sonra aylarca güneşe dayanır, pişer. 

Sonra keseriz ve değirmende ezeriz. 

Sonra su katar hamur yaparız. 

Sonra fırına atar, ekmek yaparız. 

Sonra dişlerimizle ezeriz. 

Sonra yutar, midemizdeki aside atarız. 

Bak kaç defa ölür buğday can vermek için! 

Ya bizim hayatımız sıkıntısız geçer mi?’’

Birlikte bu şekilde tefekkür edebiliriz. Doğaya bakıp anlamlar çıkarabilmek çocukların doğayı daha iyi anlamalarını ve saygı duymalarını sağlayacaktır. 

Doğaya Saygı için Tartışmak

 Değer dediğimiz kavram, aklın ve kalbin birlikte uyum içinde olmasıyla mümkündür. Doğa sevgisi ve doğaya saygı, ancak doğaya karşı duyarlılık geliştirilerek içselleştirilir. Bu içsellemeyi çocukların her zaman kendi başlarına öğrenmelerini bekleyemeyiz elbette. Birlikte gezmeli, araştırmalı ve doğa üzerinde konuşmalıyız. Su kullanımında nasıl tasarruflar edebilir, deterjan ve kimyasalların kullanımını nasıl azaltabiliriz? Bu ve benzeri sorular yardımıyla fikir alışverişi yapabilir, araştırma yapmaya yönlendirebiliriz. Doğaya atılan çöplerin durumunu da tartışmalıyız mesela. Ya da su kirliliğinin, küresel ısınmanın sebeplerini… Onlarla birlikte doğaya dair konuları konuşmak, tartışmak ve fikirlerini almak çocuklara farkındalık kazandıracaktır. Çünkü bazen çocukların uyandırılmaya ihtiyaçları oluyor. Daha önce hiç farkında olmadıkları bir konuyu heyecanlanarak ve önemseyerek anlattığımızda bu duyguların çocuklara yansıdığını görebiliyoruz.

Farkındalık İçin Bir Başka Film Önerisi

 

 Hayao Miyazaki’nin doğa konulu olan ve çok etkilendiğim bir diğer filmi de Rüzgârlı Vadi. Kirlenen ve artık sadece küçük bir bölgesinde yaşanılabilir hale gelen dünyada doğanın kendini yenilemeye çalışması anlatılır. Filmin konusu da görselleri de tıpkı Komşum Totoro’nun çizimleri gibi hayranlık uyandırıyor. 

Komşum Totoro ve Heidi kardeş sayılır

  Hayao Miyazaki, aslında bize çok yabancı sayılmaz. Stüdyo Ghibli’yi birlikte kurdukları arkadaşı İsao Takahata, hepimizin severek izlediği Heidi’nin yönetmenidir. Heidi animasyon filminde de ne kadar doğa sevgisinden bahsedildiğini sanıyorum ki anlatmaya gerek yoktur. Heidi’nin doğa sevgisiyle nasıl şehirde bunaldığını ve hatta yine doğa sevgisiyle sandalyeye bağımlı bir kızı nasıl iyileştirdiğini de…

Sevgi Yılmaz

08.07.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.